Yedinci Hayat Filmi Özet Tanıtım Eleştiri

Yazan : Sümeyye Tuğçe Asan

 

................Aşırı derecede spoiler içerir..............


orjinal isim

What Happened To Monday

 

çeviri

Monday'e Ne Oldu?

 

Türkçe uyarlama ismi

Yedinci Hayat

 

................Aşırı derecede spoiler içerir..............

 

 

>Noomi Rapace (Sunday, Saturday, Thursday, ...)

30 yaşındaki yedizler

 

>Willem Dafoe (Terrence Settman)

Büyük baba

 


>Glenn Close (Nicolette Cayman)

Kötü kararları üstlenen Doktor

 


>Marwan Kenzari (Adrian Knowles) 

Çok amaçlı Sevgili

 

>Clara Read (Sunday, Monday, Saturday, ...)

Yedizlerin küçüklüğü

 

WikiPedia

  • Yedinci Hayat Tommy Wirkola yönetmenliğinde çekilmiş 2017 yapımı bir bilimkurgu gerilim filmidir. Prömiyerini 6 Ağustos 2017'de Locarno Uluslararası Film Festivali'nde yapan filmde Noomi Rapace yedi farklı karakteri birden canlandırmıştır. Vikipedi
  • Yayın tarihi: 30 Ağustos 2017 (Fransa)
  • Yönetmen: Tommy Wirkola
  • Kurgu: Martin Stoltz
  • Film müziğinin bestecisi: Christian Wibe
  • Bilet gişesi: 26 milyon USD

 

 

Bunlar Wikipedia bilgileri tabi ki. Kendi bireysel yorumlarımı yapmak istiyorum. Çok fazla film izlediğinizde yeni bir filmi eleştirmeden izleyemediğinizi farkediyorsunuz. Özellikle animasyon programlarına dair bilginiz var ise birçok şey göze batmaya başlıyor. Bir eleştirmen asla değilim sadece zaten en önemlisi bir izleyen bakış açısı ile herkesin de fikir belirtmesi gereken, belki yönlendirecek düşüncelerimi yazmak istiyorum.

Film 2017 yapımı ancak ben film tanıtımı ile karşılaştığım zaman merak edip dün izledim. 25,07,2020

 

 

 

Filmin ismi için "çeviri yaparken değiştirmeseler keşke" dediğimiz yapımlardan biri daha.

 

 

Filmin konusu her açıdan ilgi çekici. Bilim kurgu severlerin olayı bu bence. Yani eğer olması muhtemel bir durum değil gibi geliyorsa düşük bir ihtimalde olsa heyecan verir. Bu çok da olası olmayacak bir konu değil bence.

 

 

Filmin konusundan anlayacağımız üzere kıtlık sonrasında plastik yöntemler ile yiyecek ihtiyacı karşılanmış. Bunun üzerine yapılan çalışmalar sonucu kimyasal oranı artırılmış yiyecekler tabi ki gelecek yeni nesli genetik olarak etkilemiş. Doğan çocuklarda mutasyona sebep olduğu anlatılıyor. Filmin başlangıcı standart bir bilgi paylaşımı sunuyor.

 

 

Bana garip gelen ise filmde mutasyonlu kimse yok.Yediz olmak mutasyon içeriyor mu bilemiyorum. Yiyecek durumundan bahsedilirken yiyeceklere hitap eden bir sahne de olmadı. Mesela doktorun, "Yediniz birlikte hayatta kalarak, yaşayan insanların yiyecek haklarını da tüketiyorsunuz." demesi örnek olabilir. Belki böyle bir bağlantı emin değilim.

 

 

Neden fare pişirip yedikleri konusunda da çıkmazdayım. Zevkleri farklı olan yedizler demenin kısa yolu...olmalı. Görüntüleri yetmiyor sanki bunu anlamak için diyorum ancak senarist için  yemek sahnesi oldukça önemli olmalı. Hepsinin bir arada görünmesi için tabiki. Bir başka bakış açısı. Anlıyorum yönetmenin ya da senaristin düşüncesini ve birçok şeyi ama hep biraz daha fazlasını istiyor insan.

 

 

Yedizler büyük babalarının gözetiminde birçok şey öğreniyorlar ama temel bir kaç kuralları var.

  • Yedizlerden her biri kendi isminin geldiği gün dışarı çıkacak. 
  • Her biri dışarıda annelerine ait olan ismi üzerinden ancak "kaydedilmeyen ölümü" sayesinde kalan kimliğini yani "Kate" ismini kullanacaklar ve yedisi tek bir kimliğe sahip olacaklar. Kendileri hiç var olmayacaklar.
  • Hiçbir zaman birden fazla kişi dışarda bulunmayacak.

gibi gibi birkaç kural...

 

 

Ayrı bir olayda günümüzde olsaydı bu durum. Pozitif yanından bakacak olursak, haftada 1 kez işe gitmen gerekiyor. Fena olmazdı. Kişisel gelişim açısından kendini doldurabilirsin. Bu kadar baskıcı bir tutum olmasaydı acaba tek bir hayatı yaşamak için "nasıl bir sebep" olabilirdi? 

Yedizleri tanıyalım.

 

 Pazartesi : Kendinden emin, sözde "mükemmel" karakter. Kardeşlerinin arasında örnek olması söylenerek büyüdüğü için kardeşlerini kendisinden sonra geldiğini düşünüyor.

 

 Salı :  Kızıl kahve saçlı, medikal açıdan eroin bağımlısı karakter. Aralarında daha endişeli karakter.

 

 Çarşamba : Sporcu ve sürekli terli siyah atleti ile küt saçlara sahip karakter. Oldukça agresif ve hiperaktif gib ama sabırsız.

 

 Perşembe : Mantıklı karakter. Biraz "babacan" tavırları var. Kısa saçları ile en az feminen yapıya sahip karakter.

 

 Cuma : İçine kapanık ve tek başına dışarıda yaşayamayacağını düşünüyor. Klasik "hacker" tipli, tüm hackerlar böyle değildir diye düşünüyorum ama bere olayı gözlük ve oduncu gömleği görmemiz anlamamıza yetiyor. Kabul etmek gerek, sembolik. Sanırım öyle oluştu herkesin kafasında. 

 

 Cumartesi : Sarı saçlar ve renkli makyaj ile en artist karakter. Kendisini daha iyi göstermek için her gece biriyle takıldığını söyleyen ama asla göründüğü gibi olmayan karakter.

 

 Pazar : En "anne" vari davranan, "feminen" karakter. İlk sahnelerde resmen kimono giydirmişlerdi ya.

 

 

açıklayalım.

-Bayan "mükemmel" Monday(Pazartesi), ilk doğan ve kardeşlerinin haberi olmadan sevgilisi olan karakter.

Herbiri birbirine destek oluyor temelde ama en özverili olanlar perşembe ve pazar. Öyle geliyor ki birileri Anne ve Baba rolünü üstlenmeliydi diye düşünmüşler.

 

 

Başka merak ettiğim şey ise; hafta içleri işe gidiyorlar değil mi? Ee haklı olarak düşünüyorum ki acaba haftasonu olan cumartesi ve pazar sürekli tatil mi yapıyor? Yani bir işte çalışmıyorlar. Bu yüzden sarı saçlı Cumartesi mantıklı geliyor. Davranış olarak. Buna değinmediler mesela.

>Willem Dafoe (Terrence Settman). Sebebini bilmeden hayranı olduğum oyuncu. Bu filmden sonra bir daha düşüneceğim. Kendisi filmin plan babası. Ama aslen yedizleri doğumu sırasında ölen annelerinin uzun zamandır görüşmediği babası. Kısaca büyük babaları.

 

Kabul edemediğim şey ise;  gelmişler 30 yaşına, dedeleri hakkında hiçbir replik detayı, hiçbir anısal görüntü yok. Bu adam nasıl öldü? Kaç yaşına kadar yedizlere sahip çıktı? Yok. Hiçbir şey yok. Parmağını kestiği sahneyi 3 kere hatırlatan senarist büyük babayı unutmuş.

Evet bu fotoğraf film afişinin bir karesi. Wednesday'in ölüm sahnesi. Sırayla ölmelerinin özeti gibi olmuş ve afiş olarak güzel anlatmış. Tabi bu kadar yakından bakınca ve izledikten sonra anlayabiliyor insan. Bazı afişlerin aşırı zekice hazırlanmaları takdir edilesi bir konu.

 

Hep bir ''ama''m var.

"Wednesday yani Çarşamba kaçarken,  Cuma'nın yönlendirmesine uyup çatıya çıkıyor."

Bana öyle geliyor ki dediğim gibi güzel bir afiş, filmi özetliyor; "ama" sırf bu afiş için kızı çatıya yönlendirdiler. Bana böyle geliyor; çünkü aşırı mantıksızdı. Kız çıktığında da, daha çıkmadan da orada öleceği belli edildi. Hissettirdiler de zaten bilinçli olduğunu düşünüyorum. Kardeşinin "ya atla ya da vurul" sözü de umutsuzluk verdi. Tamamen açık bir ölüm sahnesiydi. Sadece ölmesini bekledim. "Kötü adamların şahının" karşı binanın çatısından çıkması ise hiç şaşırtmadı.

 

"Beni en gıcık eden, kabul edemediğim sahneydi."

 

 

 

 

>Teknoloji adına göze batanlar arasında; yedizlerin dışarı çıkmadan önce görüntülerini değerlendiren ayna.

 

Hadi diyelim ki aynaya bakıyorlar ama kendilerinde ki değişimi bilemiyorlar, birinin söylemesine ihtiyaçları var. Diyelim öyle. Yani cidden; yüzündeki yaraları, morlukları veya herhangibi bir şey için bu son derece "modern-teknolojik" aynamız, ne gibi bir çözüm buldu? ...

-Hadi makyaj yapmaya başla 

Cidden mi? Sanki estetik bir öneri sunacakmış gibi sorunları sayması felan...

Dedim ki, herhalde sağdan soldan robotik kollar gelecek. Vay canına güzel teknoloji dedimm ve demez olsaydım. Biraz fondoten biraz ruj ve eye-liner çek peruk tak ve ne önemi kaldı tüm o kusurların... değil mi? Manasız teknolojiler sıralamasında baş sırada. "Kişisel yorum."

 

 

>İkinci dikkat çeken teknoloji ise; bilgisayar ekranları. Evet günümüz Lcd ekranlar sonunda manasız bulunmuş ve geniş yüzeyli şeffaf ekranlar gelmiş. Bir isim vermek lazım şimdi. Hitap edemedim teknolojiye.

 

 

>Üçüncü teknoloji ise; herkesin zorunlu olarak taktıkları kimlik ve iletişim bileklikleri. Bu cihazlar bende "olumsuz" bir algı yaratıyorlar. Kişisel bir düşünce. Ama filmde bu cihazları; bilgisayar, telefon, bir tür flaş bellek ve ayrıca bazı eklentiler ile veri aktarım ve bağlantı cihazı olarak kullanılıyor.

 

Aslında oldukça "havalı".

 

Tüm bu cihazları taşımak yerine avucunu aç ve işlemi yap ve avucunu kapatınca kapansın. Bu bence sıcak havalarda çok "işe yarar". Ama ben hiç bileklik takan bir insan olmadım. Vazgeçiyorum hala benim için "olumsuz". Aslında tamam, kabul nasıl çalıştığını hiç anlamadım. Bu yüzden diyecek çok bir şey yok. Teknik olarak "güzel cihaz".

 

Kimlik doğrulama ve konum belirtme gibi ayrıca belki sadece yedizlerinkinde de bu özellik vardır ama kamera olarak kayıt da alabiliyor. Tamam yine vazgeçtim kabul "cihazı sevdim". Başka dikkate değer bir cihaz yoktu. Bence yani. Geri kalan şeyler zaten kullandığımız cihazlar.

 

 

 

 

 

Sonuç olarak;

Filmin temel olarak göstermek istediği şey zaten daha çok, bir oyuncunun 7 karakteri birden yansıtabildiği yeteneğini göstermek. Bu durum fiziksel olarak oldukça kontrastlaştırılmış. Bir çok dublörün de katılımıyla kavga sahnelerinin mümkün kılınması ve bazı sahnelerin özenilerek her karakter için ayrı çekim yapılıp birleştirilmesi sağlansada kalan hızlı sahnelerde bu durumun zorlaşacağı anlaşıldığı gibi bariz arkadan çekimler yapılarak dublörün yüzünü göstermeden tek çekimde mümkün kılınabilmiş.

 

 

Yapım güzel, eleştirecek iyi kötü şeyleri de, demeye değer gördüğüm için yazdım. Yapımda emeği geçenleri kutlamak lazım. Ciddi eleştirileri de uzmanlara bırakmak lazım. Ben bir izleyicinin bakış açısıyla yazdım.

 

 

Okuyanlar için de, ilginiz için teşekkür ederim. Yorum yaparak sizde fikrinizi yazabilirsiniz.

 

 

 

Yorumlarım kişisel olup hiç bir kurum ve kişiye yönelik değildir.

Yazan : Sümeyye Tuğçe Asan

 

 

 

 

  
276 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın